29 Kasım 2010 Pazartesi

Platonik (Boşluğa Yazılanlar Serisi I)


Senden gizli şiirler yazdım arkandan, kimselere okutmadığım
Sana sakladım belki bir gün anlarsın diye karşılıksız sevgimi
Hayallerden hayal beğendim her gece uyumadan
Her anı hafızama kazıdım ve her an aklımdasın şimdi
İsmini kazıdım yüreğime sanki hiç ölmeyecekmişsin gibi
Dualar ettim hep, benim olmasanda mutlu olman içindi

İmkansızlıklar içinden tutup çektim seni hayatıma
Her nefes alıp verişimde hissettim seni yanımda
Şarkılarda yaşadım bazen, bazende yalnız yürürken dolaştığımız yerlerde
Kendi içimde yaşadım herşeyi, kimselere anlatamadım
Bir dili olsaydı yaşadıklarımın yinede anlatamazdı sana bunları
Anlatmayı beceremezdi her geçen gün büyüyen bu aşkı sana

Tam bir hayalperest oldum ve her hayale seni ekledim korkusuzca
Bu cesurluğu nereden kazandım anlamadım oysa
Tek korkum bu cesaretle anlatmamdı bütün bunları ve kaybetmemdi
Yakmamdı herşeyi ve hayatımdan giderken arkandan izlemekti
Ben seni hep uzaktan sevdim oysa sen farkında bile değildin
Dokundum her gece, öpüp kokladım ama her defasında hissetmedin

Bir tutsaydın ellerimden, bir okuyabilseydin keşke aklımdan geçenleri
Anlardın Leyla ile Mecnun yada Romeo ve Juliet'ten çok farklı olduğunu
Bir bakabilseydin gözlerimin içine, görebilseydin kalbimin pır pır attığını
Anlardın aşk filmlerinden yada aşk şarkılarından çok farklı olduğunu
Bir duyabilseydin sesimi, anlayabilseydin seni ne kadar çok sevdiğimi
Anlardın anlatılan masallardan yada bu hayattan çok farklı olduğunu

Gerçekten çok isterdim uyurken nefesini ve kalp atışlarını hissetmeyi
Sen uyurken seni izleyip ve sessizce öpüp uykuya dalıp gitmeyi
Sabah gözlerimi açtığımda güneşim olarak ilk seni görmeyi
İsterdim mutluluğun sarhoşluğunda kendimden geçmeyi
Kızıyorum geçip giden dakikalara yanımda yoksun diye
Bir yandanda tadını çıkarıyorum senli bu güzel hayallerin

Fotoğraflara bakıyorum, oradaki birbirinden tatlı gülüşlerine
Senden tek sakladığım şey buydu ve sadece kaybetmemek içindi
Sanki hiç kaybetmemiş, sanki daha önce benzer birşey yaşamamış gibi
Oysa güç verdin, mutluluk getirdin bereketinle, sefalar getirdin
Bende mutlu etmek istedim, elimden geldiğince yanında olmak istedim
Ama bu kadar becerebildim, bu kadar yapabildim belli etmeden bazı şeyleri

Bir tutsaydın ellerimden, bir okuyabilseydin keşke aklımdan geçenleri
Anlardın Leyla ile Mecnun yada Romeo ve Juliet'ten çok farklı olduğunu
Bir bakabilseydin gözlerimin içine, görebilseydin kalbimin pır pır attığını
Anlardın aşk filmlerinden yada aşk şarkılarından çok farklı olduğunu
Bir duyabilseydin sesimi, anlayabilseydin seni ne kadar çok sevdiğimi
Anlardın anlatılan masallardan yada bu hayattan çok farklı olduğunu
Ah bir anlayabilseydin bu deli çocuğu..

Emrah Soner
29.11.2010





21 Kasım 2010 Pazar

Kasım

Yapraklar düşüyor teker teker yerlere
Ölüyorlar birer birer istemeyerek
Üzerine basılıp geçiliyor düşünülmeden
Rüzgarla uçuyorlar, ölümün dansını yaparak
Bazen bir çöpçü süpürüp götürüyor uzaklara
Bazen de kuruyorlar kuytuda, köşede
Ama ağaçlar baharı bekliyor daha arsız açmak için
Güneşi bekliyorlar yeniden doğmak için
Ölüm koksa da sokaklar, umut denilen şey yaşıyor

İstanbul bambaşka oluyor Kasım'da
İlkbahar ve Sonbahar karışımı gibi
Bazı yerler sarı, bazı yerler yeşil
Bir gün yağmur yağar, bir gün güneş açar
Bazıları yeni aşka yelken açarken, bazıları boğulur
Koca şehir bile farkında bu garipliğin
Yavaş yavaş kendini sarılığa teslim ediyor
Soğukluğa teslim oluyor sessizliğe boğularak
Acı çeke çeke ölüyormuş gibi

Kasım'da acı başkadır derdim hep
Artık hayatımda acı da yok, aşkta
Bazılarına acı olsa da, hepsi geçecek zamanla
Bazılarına aşk olsa da, hepsi bitecek zamanla
Ölüm ayındayız ve Kasım'ı yaşıyoruz herbirimiz
Kimileri ölürken, kimileri diriliyor işte
Ne Kasım'lar atlattım hepsi birbirinden beter
Geçen sene bu sefer farklı olacak dedim içimden
Başkalarına acı verse de bana vermiyor artık

Odamda yağmurlar da yağmıyor artık
Yaralarım da kapandı artık kanamıyor
Kalbim sanki yenilenmiş gibi atıyor
Yaşananlar iz bıraksa da hayat devam ediyor.

Emrah Soner
21.11.2010
'Bitti zor oldu ama bitti!'






6 Kasım 2010 Cumartesi

O

O yalnızdı uzun zamandır
Çıktı karşına biri, öyle sandı belki de
Çok mutlu, bir yandan kör oldu belki de
Ama diğer körlerden farklıydı
Vardı elbette bir sebebi bunun
Her kör gibi farkedemedi yalanları bu sefer

O terkedip gitti bu aşkı
Acıttı, kanattı belki de
Ağlattı, öldürdü belki de
Ama diğer terkedenlerden farklıydı
Vardı elbette bir sebebi gitmesinin
Her terkeden kadar suçlu olmadı bu sefer

O aldatılıp, kandırıldı çünkü
Acıdı canı, kanadı içten içe belki de
Ağladı, öldüğünü sandı belki de
Ama diğer aldatılanlardan farklıydı
Vardı elbette bir sebebi gururunun
Her aldatılan kadar susmadı bu sefer

Aldatılmak; kaynar ateşin içine bir anda düşmek gibi
Terketmek ise; soğukluğa karşı çırılçıplak yürümek gibiydi
Ama sevdiğin halde acı çekerek terketmekte neyin nesiydi?!
O terkedip gitmek zorundaydı, silmek zorundaydı her şeyi
Ateş ve buz bir arada duramazdı daha fazla
Acı, gurur ve şaşkınlık -üçü bir arada
Bunlarla savaşması gerekiyordu ve sonra da unutmak
Bunları yenmesi gerekiyordu ve sonunda yeniden mutluluk!
Bu iki konulu kısa filmi sonlandırdı ve kurtuldu şeytandan!
“Zamanın neresinden dönersen kâr” dedim dışımdan
Seneler sonra belki daha fazla acı verirdi faiziyle insana
Ağlayan her zaman kaybeden değildi
“Kurtuldun” dedim, ben de olmayan aklı verdim
Her iz tecrübeydi ve “dolu kısmına bak” dedim
Ama kızamadım bir türlü ona, bağıramadım saflığına
Çünkü kıyamadım, tertemizdi yüreği
O her şeyle boğuşurken, bir de ben gidemedim üstüne
Bazı şeylerden bi haberdi her zaman uyuyan bebek
O değerliydi
O her şeyden önce melekti.

Emrah Soner
06.11.2010
Giden mi suçludur her zaman..?!*
Değerli bir arkadaşa ithafen =)